Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık Ofisi
Kasımpaşa'daki eski Tuzambarı binası, Medina Turgul DDB Reklam Ajansı için Erginoğlu&Çalışlar Mimarlık Ofisi tarafından yeniden tasarlandı. Mimarlar Odası tarafından Mimar Sinan anısına düzenlenen Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri'nde, Yapı Dalı Koruma-Yaşatma Başarı Ödülü'ne layık görülen Kerem Erginoğlu ve Hasan Çalışlar'ın bu çalışması sıradışı özellikler taşıyor. Geçmiş yıllarda birçok reklam ajansına hayat veren mimarlık ofisi, bu kez tarihi bir ambarı çarpıcı bir çalışma ortamına dönüştürmeyi başarmış. Bu sayede, herhangi bir plazanın 22. katına taşınmayı reddeden, yaratıcılığın, ancak yaratıcı mekanlarda mümkün olduğuna inanan Medina Turgul DDB'nin hayali de gerçek olmuş. Çalışmaları ile ilgili Erginoğlu ve Çalışlar'la konuştuk.

Kasımpaşa'deki eski Tuzambarı binasının restorasyonu projenizle Ulusal Mimarlık Ödülü aldınız. Bu ödülü bekliyor muydunuz? Ödüller açıklandığında ne hissettiniz?
Evet üç dalda ödül kazandık. Koruma-yaşatma dalında ise Tuzambarı bu ödüle layık görüldü. Baştan beri titiz bir çalışma yapmıştık ve eski binanın ruhunu koruyarak yeni işlevleri bir araya getirmeye çalıştık. Ulusal mimarlık sergisi iki yılda bir yapılıyor ve pek çok nitelikli yapı burada görücüye çıkıyor. Böyle bir ödülle değerlendirilmek bizim açımızdan gerçekten sevindirici.
Restorasyon planınızda en çok nelere dikkat ettiniz? Tarihi yapıyla güncel modern çizgileri bir araya getirirken neleri ön planda tuttunuz?
Koruma yaparken binanın kabuk kısmına mümkün olduğu kadar dokunmayarak yeni müdahalelerin katman katman okutulmasını sağlamaya çalıştık. Yıkılmaya yüz tutmuş kemerler çelik ile takviye edildi. İlave katlar ve balkonlar da çelik ve camla yapıldı. Böylece yeni ilaveler hafif bir etki yaratarak mekanın genel algısını bozmadı.

Sektörünün önde gelen şirketlerinden Medina Turgul DDB Reklam Ajansı restorasyon için size geldiğinde hiç çekinceniz oldu mu? Proje aşamasında, DDB'nin beklentileri çerçevesinde, onlarla aranızdaki iletişim nasıldı?
DDB ile daha öncede çalışmıştık. Aramızda gayet iyi bir uyum vardı. Bu sebeple bu zorlu sürece birlikte girmekten çekinmedik. Aramızdaki uyum ve işverenin açık fikirleri olmasa bu iş bu kadar zamanda kolay ortaya çıkmazdı. İyi işveren olmadan, iyi mimarlık olmuyor.

Turkcell Ar-Ge Binası projenizden bahsedecek olursak, bu proje nasıl gelişti? Projede ön plana neleri çıkardınız?
Turkcell Ar-Ge topraktan çaldığı kadar alanı yine toprağa geri veren yeşil bir bina. Burası bir ofis olmanın ötesinde şehirden uzakta çalışanlar için bir yaşam alanı olarak tasarlanmış. Bu sebeple içindekilerin tüm ihtiyaçlarının karşılanabildiği ve dış mekanlarını hatta çatısını dahi insanların kullandığı bir yapay tepe. İçindeki boşluklar sayesinde doğal ışıkla ilişkisi doğru kurulmuş, sade malzeme kullanımı ile net bir yapı.
Projeye başladığımızda manzarayla ilişkiyi maksimize edebilmek adına peynir dilimi gibi bir yapı yapmanın uygun olacağını düşündük ve sonra bu fikri geliştirerek bu sonuca vardık.
